Kars'ın En Büyük Şehir Portalı'na Hoş Geldiniz...
giriş

Kars

08:40 itibariyle,Prş 23.02.2012
-7 °C - -25 °C
Kars :Sisli
En Yüksek:-7 °C - En Düşük: -25 °C
 
Iyi olmak kolaydir, zor olan adil olmaktir.
(VICTOR HUGO)
Gezilecek Görülecek Yerler

Kars Cami ve Mescitleri


Evliya Çelebi XVII.yüzyılda Kars’a geldiğinde, Kars’ta 47 tane cami bulunduğunu, bunlardan sekizinde Cuma Namazı kılındığını kaydetmiştir.


Kümbet Camisi (Merkez)



Kars Kalesi’nin eteğinde bulunan Kümbet (Kethüda Camisi) 932-937 yıllarında Bagratlı soyundan Abbas II.Takavor tarafından 12 Havariye adanmış kilise olarak yaptırılmıştır. Bu yapı 1579’da camiye çevrilmiştir.

Caminin ibadet mekanını örten kubbesi kümbete benzediğinden ötürü de Kümbet Camisi ismi ile tanınmıştır. Bu kümbete benzeyen üst örtü yuvarlak şekilde olup, üzeri yuvarlak kemerlerle çevrilmiştir. Bu kemerlerin içerisine ince uzun birer pencere yerleştirilmiştir.
Muntazam kesme taştan yapılmış olan yapının mihrap bölümü yarım yuvarlak şekildedir. Üzeri çatı ile örtülüdür. Yapı kilise mimarisine uygun biçimde oldukça yüksek tutulmuştur.




Evliya Camisi (Merkez)



Kars il merkezinde, Sultan III.Murad döneminde, Kars Kalesi onarılırken burada cami, medrese ve hamam yaptırmıştır. Bu camilerden biri olan Evliya Camisi 1579’da yaptırılmıştır. Cami XVII.yüzyılın başlarında yıkılmış, kısa bir süre sonra da onarılmıştır.

Cami kesme taştan kare planlı olarak yapılmıştır. Onarım sonrası özelliğini kısmen yitirmiştir. Bugünkü durumunda, payeler üzerine oturan merkezi kubbe mihrap önündeki sahnı kapsamaktadır. Son cemaat yeri ile arasındaki boşluğun üzeri de iki sıra halinde beşer küçük kubbe ile örtülmüştür. Diğer yanındaki kubbe dışında kalan mekanların üzerleri yine beş küçük kubbe ile örtülüdür. Caminin önündeki son cemaat yeri duvar uzantıları arasında üzerleri kubbeli beş bölüm halindedir. Caminin mihrap ve minberi sonradan yapılmış olup mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.

Minaresi kare kaide üzerinde yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Bu minare caminin ilk yapımından kalmış, orijinalliğini korumuştur. Kesme taştan yapılmış olan minare, renkli taşlarla geometrik desenlerin hakim olduğu bezemeye sahiptir.

Caminin yanında bulunan ve Horasanlı Hasan-ı Harakani’nin kare planlı, kubbesi çini kaplı türbesi bulunmaktadır.



Ulu Cami (Merkez)




Kars Kaleiçi Mahallesi’nde bulunan Ulu Cami Sultan İbrahim döneminde (1640-1648) Kars Beylerbeyi olan Dilaver Paşa tarafından 1643 yılında yaptırılmıştır. I.Dünya Savaşı’nın sonlarında Ermeniler tarafından yakılmış, kalıntıları depremden zarar görmüş ve kullanılamaz duruma gelmiştir. Cami 1997 yılında restore edilmiş ve orijinalliğini büyük ölçüde yitirmiş, yeni bir cami görünümünü almıştır.

Ulu Cami kesme taştan, kare planlı olup, üzeri kasnak üzerine oturmuş merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Cami oldukça yüksek olup, kubbe eteklerindeki boşluklar dayanak kuleleri ile doldurulmuştur. Caminin duvarları alt sırada dikdörtgen, üst sırada da yuvarlak kemerli pencerelerle aydınlatılmıştır. Son cemaat yeri altı sütunla beş bölüme ayrılmıştır. Her bölümün üzeri birer kubbe ile örtülmüştür. Mihrap ve minberi herhangi bir mimari özellik taşımamaktadır.

İki yanına yerleştirilen kare kaideli, yuvarlak gövdeli birer şerefeli iki minaresi bulunmaktadır.



Laçin Bey Camisi (Merkez)

Kars il merkezinde bulunan Laçin Bey Camisi XVII.yüzyılda Laçin Bey tarafından yapılmıştır. Kitabesi bulunmadığından mimarı ve yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır.

Cami XVII.yüzyıl Klasik Osmanlı mimari üslubunda, bazalt taşından yapılmıştır. Kare planlı olan caminin üzeri kubbe ile örtülüdür. Harap durumda olan cami 1985 yılında onarılmış, bu onarım nedeni ile de özelliğini tümüyle yitirmiştir. Bu rada caminin yıkılan minaresi de yenilenmiştir.



Fethiye Camisi (Merkez)



Kars il merkezinde bulunan Fethiye Camisi XIX.yüzyılın başlarında Rusya’nın Kars’ı işgali sırasında kilise olarak yapılmıştır. Kilisenin 15-10 m. güneyine de bir Rus anıtı dikilmiştir. Kars’ın kurtuluşundan sonra camiye çevrilmiştir.

Fethiye Camisi dikdörtgen planlı olarak kesme taştan yapılmıştır. Yapının doğu cephesinde sağlı sollu iki bölüm bulunmaktadır. Altı basamaklı bir merdivenle çıkılan bu bölümde sütunlar arasına iç mekana girişi sağlayan kapılar yerleştirilmiştir. Kapı girişlerinin ve buradaki pencerelerin sağ ve soluna sütunlar yerleştirilerek bu bölümlerin daha hareketli hale gelmesi sağlanmıştır. Aynı zamanda burada sağır sivri kemerler de bulunmaktadır. Yapının batısındaki girişin üzerinde çatıdan daha yüksek olan üç pencereli bir çatı katı da buraya eklenmiştir. Kuzey ve güney kapılarının üzerindeki çatı bölümlerinde ise yonca yaprağı görünümünde sağır kemerler o dönemin mimarisi ile bağdaşmayacak sivri kemerli bölümler de cephede son derece hareketli bir görünüm sergilemektedir.

Yapının kuzey, güney ve batı cephelerinde 1 m.den daha fazla dışarıya çıkıntılı, üzeri çatı ile örtülü kademeli bölümler bulunmaktadır. Yapının dış duvarları ile çatı arasında kalan cephelere dörder sivri kemerli çatı pencereleri açılmıştır. Üst örtünün köşelerinde birer, bunların çatı ile birleştikleri yerlerde de dörder tane baca bulunmaktadır. Yapının çatı bölümünün hemen altında onu çepeçevre kuşatan dantela gibi işlenmiş kabartma süslere yer verilmiştir. Kars’ın soğuk oluşundan ötürü de yapının kuzey yönüne bir kalorifer dairesi eklenmiştir.

Yapının ibadet mekanı, camiye dönüştürüldükten sonra kısmen onarılmış ve orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. İç mekanı geniş bir tavan örtmekte olup, üzeri geometrik bezemelerle süslenmiştir. İç kısmını çepeçevre kuşatan bir balkon düzeni bulunmaktadır. Ayrıca bunlardan bir tanesi loca görünümünde ibadet mekanına taşırılmıştır.

Günümüzde cami olarak kullanılan bu yapının iki yanına, taş kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli taştan ve ikişer şerefeli birer minare eklenmiştir.



Kale Mescidi (Merkez)

Kars İç Kale’nin yakınında bulunan bu mescidin kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı üslubundan XVII.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.

Kare planlı mescit kesme taştan yapılmış, üzeri tromplu ve yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Yapılan restorasyonlarda iç bölüm orijinalliğinden oldukça uzaklaşmıştır. Mescidin dışında kare kaideli, kesme taştan tek şerefeli minaresi orijinalliğini korumaktadır.



Büyük Abdi Ağa Camisi (Merkez)



K
ars il merkezinde bulunan bu camiyi XVII.yüzyılda Abdi Ağa isimli bir kişi yaptırmıştır.
Harap durumdaki bu cami 1969 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır.

Dikdörtgen planlı cami, kesme taştan yapılmış üzeri de ahşap bir çatı ile örtülmüştür. İbadet mekanı dikdörtgen söveli iki sıra pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap ve minberi herhangi bir mimari özellik taşımamaktadır. Caminin yanında kare kaideli kesme taştan tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.






Yusuf Paşa Camisi (Merkez)


Kars il merkezindeki bu camiyi, Kars Beylerbeyi Yusuf Veli Paşa 1664 yılında yaptırmıştır. Kars’ın Rus işgali sırasında harap olan bu cami Cumhuriyetin ilanından sonra onarılmıştır. Günümüzde ibadete açık olan bu cami, onarımlar sonrasında orijinalliğinden bütünüyle uzaklaşmıştır.


Hacı Seyfi Camisi (Merkez)

Kars il merkezinde bulunan bu camiyi XVI.yüzyılda Hacı Seyyid isimli bir kişi yaptırmıştır. Kitabesi bulunmadığından yapım tarihi ve mimarı kesinlik kazanamamıştır.

Kare planlı, kesme bazalt taşından yapılan cami, kentte yapılan Osmanlı dönemi yapılarından bir örnek olmasına rağmen orijinallinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Kare kaideli, bazalt taşından, yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi yakın tarihlerde yapılmıştır. Cami günümüzde ibadete açıktır.



Bozminare (Menu Çehr ) Camisi (Arpaçay)



Kars, Arpaçay ilçesindeki Ani örenyerinde bulunan Menu Çehr Camisi’nin duvarındaki kitabesinden; 1072 yılında yapıldığı yazılıdır. Ancak bu kitabe günümüze gelememiştir.

Cami, engebeli bir arazide yapılmıştır. İnce uzun dikdörtgen planlı bir yapı olup, eski resimlerinden üst örtüsü hakkında bilgi edinilememiştir. Cami kesme taştan yapılmış, uzun kenarlarında yuvarlak kemerli, ince uzun dörder penceresi, kısa kenarlarında da aynı şekilde birer penceresi bulunmaktadır. Bu pencerelerin alt ve üstünde bir sıra halinde mazgal delikleri yer almaktadır.

Caminin yanındaki sekiz köşeli Boz Minare isimli kesme taş minaresi 1907 yılında yıkılmıştır. Bugün üç dört parçaya bölünmüş minare gövdesi içerisinde merdiven izleri görülebilmektedir.



Ebul-mu’ammeran Camisi (Arpaçay)

Bu caminin Şeddadiler zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Ancak kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. XI.yüzyıl eseri olduğu sanılan cami, taş direklerin taşıdığı kemerler ve mukarnaslı bir üst örtüsüne sahip idi. Caminin dış cephesi renkli taşların alternatif biçimde düzenlenmesi ile örülmüştü. Duvar örgüsünde yer yer horasan harç görülmektedir. Minare kesme taştan olup, XI.yüzyıl Selçuklu minarelerine yakın bir mimari özellik göstermektedir. Günümüzde bu yapı oldukça harap durumdadır.

Süleyman Han Camisi (Feyzullah Efendi Camisi-Yukarı Cami) Kağızman

Kars Kağızman ilçesinde, Şahindere Mahallesi’ndeki kalenin yanında bulunan cami, Kağızman’ın 1534’te Osmanlıların eline geçmesinden sonra, Taprakkale’deki sancak merkezinin buraya taşınmasından sonra yapılmıştır.

Cami XVI.yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılmış ve bu yüzden de Süleyman Han Camisi ismi verilmiştir. Bu caminin ilk yapımı ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Bunun da nedeni 1663 Ağrı depreminde tamamen yıkılmıştır. Kağızman’ın eşrafından Feyzullah Bey 1852 yılında bu camiyi yeniden yaptırmış, bundan sonra da Onun ismi ile tanınmıştır. Günümüze gelen caminin mimari bir özelliği bulunmamaktadır
.


Aşağı Cami (Kağızman)

Kars ili Kağızman ilçesinde bulunan bu cami, Osmanlı Rus Savaşları sırasında Kağızman’a 1878-1918 yıllarında hakim olan Ruslar tarafından 1884 yılında kilise olarak yapılmıştır. Rus ve Ermenilerin yöreden çekilmesinden sonra bu kilise uzun süre kendi haline bırakılmıştır. 1958 yılında kilisede yapılan bazı değişikliklerle camiye çevrilmiş ve Yeni Cami ismi ile ibadete açılmıştır.

Kırmızı taştan, dikdörtgen planlı olan bu yapının girişi orijinalinde kuzeyde olmasına rağmen, camiye çevrildikten sonra giriş kapısı batı yönünde açılmıştır. Yapının kilise cephesi kısmen korunmuştur. Bugün dış cephedeki kemer süslemeleri görülmektedir. Burada yer yer sağır kemerler bulunmaktadır. Kilisenin iç mekandaki orijinal kubbesini taşıyan altı fil ayağı iyi bir durumda günümüze gelebilmiştir. Camiye dönüştürülmesinden sonra da buraya bir mihrap ile minber eklenmiştir.

 

Kars Sarayları


Paşa (Beylerbeyi) Sarayı (Merkez)



Kars merkezinde Kars Kalesi’nin eteğinde, bugünkü Fen Lisesi’nin arkasında, Lala Mustafa Paşa tarafından Erzurum eyaleti askerlerine 1579 yılında yaptırılmıştır.
Beylerbeyi sarayı olarak da isimlendirilen bu saray Osmanlı döneminde Kars’ta yapılan en güzel sivil mimari örneklerinden birisidir. Saray 1828 yılında Osmanlı-Rus Savaşı sırasında yıkılmıştır.

Saray kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. İki katlı olan sarayın ön cephesinde yuvarlak kemerli giriş kapısı bulunuyordu. Cephe duvarları üzerinde iki sıra halinde yuvarlak kemerli pencereleri sıralanmıştır. Saray yıkıldıktan sonra bir daha onarılmamış olup, günümüze yalnızca cephe duvarlarının bazı bölümleri gelebilmiştir.



Sultan Sarayı (Arpaçay)



Kars Arpaçay ilçesinde, Ani’nin kuzeybatısında Bostanlar Deresi’ne bakan kayalık üzerinde kurulmuş olan bu sarayın Selçukluların Ani’yi 1064 yılında ele geçirdikten sonra şehirde başlatılan imar çalışmaları sırasında Ebul Menucehr tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

Saray kesme taştan yapılmış olup, sarayın altında mahzenler, üstünde kâgir iki kat, iki de ahşap kat bulunuyordu. Böylece bu saray beş katlı bir yapı idi. Sarayın doğuya bakan dikdörtgen çerçeve içerisinde yuvarlak kemerli giriş kapısının bulunduğu cephesi satranç biçiminde bir sıra beyaz taş, bir sıra da köfeki taşından örülmüştür. Sarayın girişindeki portal Selçuklu mimarisinin güzel örneklerinden biri olup, yıldız motifleri ile çevresi bezelidir. Giriş kapısının üzerinde dikdörtgen lentolu, üzeri sağır sivri kemerli bir de penceresi bulunuyordu. Sarayın ahşap olan dört ve beşinci katı yıkılmıştır. Sarayın bodrum katı tonoz kemerli bölümlerden oluşmuş, ambar olarak kullanılmıştır. Bodrumun üzerindeki zemin katı L planında olup, sarayın asıl kabul salonu ile onun çevresine yerleştirilmiş odalardan meydana gelmiştir. Ayrıca sarayın içerisinde bulunan şadırvan da Selçuklu döneminde yapılmış ilginç bir eserdir.

 

Kars Köprüleri

Taş Köprü (Merkez)



Kars İç Kale Mahallesi’nde, Kars Çayı üzerinde iki köprü bulunmaktadır. Bu köprüler 1579 yılında Osmanlılar tarafından yapılmıştır. Sonraki yıllarda deprem sonucu yıkılmış, bugünkü köprü 1719 yılında Karahanoğlu Hacı Ebubekir tarafından yapılmıştır. Köprü üzerindeki kitabesi günümüze ulaşmışsa da üzerindeki yazılar Ermeni işgali sırasında, Ermeniler tarafından yazılar kazınmıştır.
prülerden biri üç gözlü olup, 53.70 m. uzunluğunda, 8 m. genişliğindedir. Köprünün yuvarlak kemerlerinden ortadakinin kemer açıklığı 13 m.dir. Diğer iki kemer daha küçük olup, yol seviyesindeki toprak üzerine bir kenarları ile oturmuştur. Bu kemerler tempan duvarlarına göre daha içeridedir. Yapımında kesme bazalt taşı kullanılmıştır. Bu taşlar arasındaki derzler açıkça görülmektedir. Köprünün iki yanındaki tempan duvarlarının yükseltilmesi ile korkuluklar meydana getirilmiştir. Ayrıca ortadaki ayağın iki yanında birer köşeli ve yüksekliği kemerin üst seviyesine kadar çıkan iki selyaran bulunmaktadır.

İpekyolu Köprüsü (Arpaçay)

Kars Arpaçay ilçesinde, Ani örenyerinde, Arpaçay Vadisinde bulunan İpekyolu Köprüsü Arpaçay Nehri’nin üzerindedir. Köprü, X.yüzyılda Ermeni Bagrat Krallığı döneminde yapılmıştır. Kitabesi bulunmamaktadır.

prü kesme taştan yapılmış olup, günümüze yalnızca ayakları gelebilmiştir.

 


 


Kars Müzeleri



Kars Müzesi ilk defa Eski Vilayet Konağı’nın bir odasında, “Eski Eserleri Koruma ve Müze Memurluğu” adı altında 1959 yılında Kars Müzesi'nin çekirdeği oluşturulmuştur.
Kars çevresinden toplanan eserlerin artması ile yeni bir müzeye gereksinim duyulmuş, burada toplanan eserler Kümbet Camisi’nde (Havariler Kilisesi) yeniden düzenlenerek 1964 yılında ziyarete açılmış, 1969 yılında da Müze Memurluğu, Müze Müdürlüğü’ne dönüştürülmüştür.

Prof.Dr.İ.Kılıç Kökten’in 1965-1971 yıllarında Kağızman Camuşlu Yazılıkaya ve Kurban Ağa Mağarası’nda yapmış olduğu kazı ve araştırmalarında ortaya çıkan eserler müzeye getirilmiştir. Kümbet Camisi de bir süre sonra eserlere yeterli gelmeyince, Kars Müzesinin yeni binasının yapımına 1871 yılında başlanmış, yapım çalışmaları 1978 yılında bitirilmiştir. Bundan sonra müzenin teşhir ve tanzim çalışmalarına başlanmış ve Kars Müzesi 22 Nisan 1981’de ziyarete açılmıştır.



Kars Müzesi arkeoloji ve etnoğrafya bölümleri ile müze bahçesindeki eserlerden oluşan üç bölüm halindedir. Arkeoloji bölümünde Prehistorik, kalkolitik, Eski Tunç, Urartu, Roma ve Bizans eserleri bulunmaktadır. Bu eserler arasında taştan değirmenler, obsidiyenler, çeşitli aletler, pişmiş topraktan kap ve kacaklar; kemik, cam, boncuk ve bronzdan süs eşyaları; gözyaşı şişeleri, baltalar, ok uçları, mızraklar, kandiller, bronz iğneler, bronz aletler ve mühürler bulunmaktadır. Ayrıca Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı sikke ve paraları da bu bölümde yer almaktadır.

Müzenin etnoğrafik bölümünde, Geç Hıristiyan dönemine ait ahşap bir kapı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine tarihlenen yapı kitabeleri bulunmaktadır. Kars yöresinin dokuma örneklerinden halı, kilim, heybe, at çulu, farma halı ve kilim yastık yüzleri, seccadeler; bakır

mutfak eşyalarından kazanlar, siniler, tepsiler, taslar, ibrikler, yamaklar, (küçük kazan veya yardımcı kap) debbeler (kavurma kabı), kevgir leğen, sahan, havan ve kaşıklar; çeşitli kesici ve ateşli silahlardan altın ve gümüş işlemeli hançer, kama ve kılıç filintalar, çakmaklı ve toplu tabancalar, demir ve tunç baltalar ile barutluklar; el yazması Kuran başta olmak üzere çeşitli yazmalar, basılı eski kitaplar, fermanlar, yazı takımları, yöresel giysilerden kaftan, cepken, üç etek, bel kuşağı, baş örtüsü, göğüslük (tor) duluk ipi, saç bağı, şal kuşak, kadın başlıkları (kofik), tepelikler ve çoraplar; gümüş işlemeli eğerler, deve çakları, ahşap baston, sopa ve gümüş kırbaç, fayton fenerleri, saatler, gümüş tütün tabakaları, yöresel taşlardan ağızlıklar, tespihler, semaverler, gümüş bilezikler, tepelikler, başlıklar ve gerdanlıklar bulunmaktadır.
Teşhir vitrinleri dışında dokuma aletlerinden teşri, kirman ve çıkrık ile yöresel halı tezgahı ve dokumada kullanılan aletler onları tamamlamaktadır. Ayrıca Kars tarihini içeren kitaplar ile eski gazeteler de bu bölümde sergilenmektedir.

Müze bahçesinde ise; Anadolu Selçukluları ve Beylikler dönemine ait mezar taşları, mimari yapı taşları bulunmaktadır. Doğu Anadolu yöresine özgü Selçuklu ve Artuklu dönemine ait koç, koyun, kuzu ve at şeklindeki mezar taşları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çeşitli kitabeler ile mezar taşları da burada teşhir edilmektedir. Ayrıca bahçenin kuzeyinde müze duvarına bitişik özel ray sisteminin üzerinde; Kazım Karabekir Paşa’ya 1921 Kars Antlaşması sırasında Ruslar tarafından hediye edilen tarihi Beyaz Vagon da bulunmaktadır.


İstasyon Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi
No:365 Kars
Tel-Faks: (0474) 212 38 17

Gazi Ahmet Muhtar Paşa Müzesi (Merkez)



Gazi Ahmet Muhtar paşa 1877 yılında Osmanlı-Rus Savaşı’nda Kars’ı Ruslara karşı yapılan Başgedikler, Zivin ve yahni Savaşları’nı kazanmış ve bu nedenle de gazi unvanını almıştır. Ancak Alacadağ Savaşı’nda Osmanlı ordusu yenilince Ahmet Muhtar paşa ordusu ile Erzurum’a çekilmiştir.

Kars’ta Gazi Ahmet Muhtar Paşanın karargah binası olarak kullandığı Konak, XIX.yüzyılın ikinci yarısında yapılmış iki katlı, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Konağın dış cephesi bazalt taşından, çatısı da toprak damla örtülüdür. Girişi güney yönünde olan konağın zemin katında iki, birinci katında da bir salon ve üç oda bulunmaktadır.

Kars Valiliği ve Kars Tugay Komutanlığı 2001 yılında bu konağı restore ederek müze konumuna getirmiştir. Konağın birinci katında 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Kars il merkezi ile Yahnılar Tepesi’ndeki tabyalarda bulunmuş, bu savaşla ilgili askeri malzemeler, Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın fotoğrafları, haritaları, Osmanlı ordusunun hareket planları, savaş resimleri ve gravürler sergilenmektedir. Vitrinler içerisinde de top mermileri, fişekler, süvari atlarının nalları başta olmak üzere savaş alanlarından toplanan askeri malzemeler bir araya getirilmiştir.

Müzenin diğer salonu da sergi salonu olarak düzenlenmiştir.


Ani Eski Eserler Müzesi (Arpaçay)

Kars Arpaçay ilçesindeki Ani’de N.Marr tarafından 1904 yılında Eski Eserler Müzesi kurulmuş, bunun başına da Ani kazılarına katılan Leningrad Hermitage Müzesi’nde yöneticilik yapan H.Orbeli getirilmiştir.

Bu müze önce Menucehr Camisi’nde kurulmuş, eserler burada bir araya getirilmiş ve daha sonra Ani’deki yeni müze binası tamamlanınca da 1908’de buraya taşınmıştır. Bu müzede 1892 yılından beri ele geçen yöredeki eserler toplanmıştır. 1917 yılında Ani’de N.Marr bir de bilimsel araştırma enstitüsü kurmuştur. Daha sonra bu arşivi Tiflis’e göndermiştir.

I.Dünya Savaşı’nın başlaması ile 1918 yılında bu müze kapatılmış ve Ani savaş alanının içerisinde kalmıştır. Rusların Kars’tan çekilmesi ve Ani Müzesi’nin boşaltılması sırasında 1918 yılında çevredeki aşiretlerin ve Ermenilerin saldırısına uğrayan müze ile arkeoloji enstitüsü yıkılmış, koleksiyonlarının büyük bir bölümü vagonlara doldurularak Tiflis’teki Kafkas Enstitüsü’ne götürülmüştür. Bu arada müzedeki eserlerin çoğu da yok olmuştur.


Kars Hamamları

Cuma Hamamı (Merkez)



Kars il merkezinde, Kars Çayı kenarında, Atatürk Köprüsü’nün solunda bulunan Cuma Hamamı’nın kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber yapı üslubundan XVII.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu hamam plan düzeni olarak yakınındaki İlbeğioğlu Hamamı ile benzerlik göstermektedir.

Osmanlı hamam mimarisi üslubunda, dikdörtgen planlı, kesme taştan yapılan hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Yuvarlak kemerli bir kapıdan girilen soğukluğun üzeri kubbe ile örtülüdür. Buradan bir koridorla geçilen ılıklık ve sıcaklık ikinci bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbeler kasnaksız olup, içeriden Türk üçgenlerine oturmaktadır.


İlbeğioğlu Hamamı (Merkez)



Kars’ta Taş Köprü’nün yanında bulunan bu hamamın kitabesi günümüze gelemediğinden ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Halk arasında Muradiye ve Balkonlu Hamam isimleri ile tanınmaktadır. Yapı üslubundan XVII.yüzyılın sonu ile XVIII.yüzyılın başına tarihlendirilmektedir.

Osmanlı hamam mimarisi örneklerinden olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmuştur. Dikdörtgen planlı olan hamam, Cuma Hamamı ile aynı plan düzenindedir. Yuvarlak kemerli bir kapıdan girilen soğukluk kısmının üzeri içten Türk üçgenlerinin taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür. Sıcaklık bölümü de diğerinden daha küçük kubbe ile örtülmüştür. Hamamın içerisindeki günümüze gelen bezemeler XVIII.yüzyıla tarihlendirilmektedir.


Mazlum Ağa Hamamı (Merkez)



Kars il merkezinde, Taş Köprü’nün solunda bulunan Mazlum Ağa Hamamı’nın ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı, kitabesi bulunmadığından kesinlik kazanamamıştır. Bununla birlikte, Sultan III.Murad (1574-1595) zamanında, Kars’ın onarımı sırasında yapıldığı bilinmektedir.

Osmanlı hamam mimarisi örneklerinden olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Kesme taş ve moloz taştan yapılan hamamın üzeri merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Hamam 1918 yılında Ermeniler tarafından tahrip edilmiş, daha sonra onarılmıştır. Yakın tarihlere kadar işlevini sürdüren bu hamam günümüzde kullanılmamaktadır.


Selçuklu Hamamı I (Arpaçay)

Kars Arpaçay ilçesindeki Ani Örenyerinde, Büyük katedralin 30 m. batısında bulunan bu hamam Selçuklu döneminde, XII.yüzyılda yapılmıştır.

Bu hamam yanındaki diğer hamam ile birlikte Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nün 1966-1967 yıllarında yaptığı kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Bu hamam Ani surlarının şehre giriş kapılarından en önemlilerinden biri olan Aslanlı Kapı’dan Ebü’l Muammeran Camisi ile İç Kale’ye giden yakın bir yerdedir.

Hamamın plan düzeni, su ve ısıtma tesisleri, iç süslemeleri ve mimari özellikleri yönünden Anadolu Türk hamamları ile benzerlik göstermektedir. Kazılar sırasında hamamın sıcaklık bölümü, su sarnıcı, soğuk su depoları bütünüyle, ılıklık bölümü de kısmen ortaya çıkarılmıştır. Dikdörtgen biçimindeki sıcaklık bölümünün köşelerinde birbirlerine eşit dört yıkanma odası, halveti bulunmaktadır. Bu bölüm birbirlerine eşit dört eyvanlıdır. Bu eyvanların birbirlerini dikey olarak kesmesi ile hamam haçvari bir görünüm kazanmıştır. Yıkanma odalarına orta mekandan, diğer kısımlara da köşelerdeki kapılardan girilmektedir. Üst örtüdeki kubbelerin dış kademelerine maden cürufu dökülmüştür. Böylece cürufun ve kubbelerin üzerine serilen kalın toprak tabakası hamam sıcaklığının dışarıya sızmasını önlemektedir. Aynı zamanda bu şekilde içeriye akıntının olması da önlenmiştir.


Selçuklu (Küçük Hamam) Hamamı II (Arpaçay)

Kars Arpaçay ilçesindeki Ani Örenyerinde, Arpaçay ile Tatarcık Deresi’nin birleştiği alandaki Bey Sekizi Kapısı’nın 100 m. güneyinde bulunan bu hamam, XII.yüzyılda, Selçuklular döneminde yapılmıştır.

Selçuklu mimari üslubunu yansıtan bu hamam mimari yönden diğeri ile benzerlik göstermektedir. Bu hamamı 1844 yılında Abiç isimli bir gezgin görmüş ve planını çıkarmıştır. Daha sonra hamamı inceleyen Strzygowski ve Harutyunyan yapının tanımını yapmış ve bunun Ani’deki Ermeni yapılarından ayrıldığını belirtmiştir.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nün 1966-1967 yıllarında yaptığı kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılmıştır.

Hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiş, kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. Sıcaklık bölümü planı ve ölçüleri bakımından diğer hamamın tam bir benzeridir. Burada Selçuklu ve Osmanlı döneminde sıkça rastlanan haç biçimli, dört eyvanlı ve köşe halvetlidir. Yıkanma odalarına açılan kapılar Selçuklu mimarisinde görüldüğü gibi sivri kemerli, dar ve alçak tonozludur. Odaların üzerleri birer kubbe ile örtülmüştür. Eyvanlara olduğu gibi halvetlere de su taşıyan künkler duvarların içerisine yerleştirilmiştir. Üst örtüde kubbe geçişini sağlayan tromplar birbirlerinden farklı biçimlerde stalaktitlerle süslenmiştir. Tromplarda her halvette farklı stalaktitlerin kullanılması hamam içerisindeki yeknesaklığı ortadan kaldırmıştır.

Arpaçay’da bulunan bu hamamların XIII.yüzyılda kullanıldığı Dikran Honents’in bir yazıtından anlaşılmaktadır. İkinci hamamda görülen trompların birinci hamamdakilere göre daha gelişmiş olmasından ötürü, ikincisinin daha geç bir tarihte yapıldığı sanılmaktadır.

Pars Tuğlacı’ya göre, birinci hamamın, Ani’de Şeddadi Hanedanı’nın il beyi olan Abû Şûca Menûçehr’in onarım çalışmaları yaptığı tarihlerde, XI.yüzyılın sonlarında, 1080-1090 yıllarında yapılmıştır.


Kars Selçuklu Kervansarayı



Kars, Arpaçay ilçesinde Ani’nin merkezinde yer alan kervansaray XII.yüzyılın başlarında yapılmıştır.

Ani şehrinin merkezindeki ana cadde üzerindeki kervansaray yöresel sarımtırak kesme taştan yapılmıştır. Düzgün bir taş işçiliği bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı kervansarayın yan duvarları dışa kapalı olup, adeta bir kale görünümündedir. Ancak bunların büyük çoğunluğu yıkılmış ve günümüze gelememiştir. Kaplama taşların altında moloz taş duvarların olduğu kalıntılarından anlaşılmaktadır.

Kervansarayın giriş kapısı üzerindeki bezemeler Selçuklu Mimari cephe görünümü yansıtmaktadır. Sarı taştan oldukça görkemli olan giriş kapısının çevresi dikdörtgen söveler içerisinde geometrik bezemelerle çevrelenmiştir. Hafif sivri kemerli kapının üstü Selçuklu dönemi mukarnasları ile bezelidir. Bu yapının sonradan kiliseye çevrildiği sanılmaktadır.

Kars Türbeleri

Hasan-ı Harakâni Türbesi (Merkez)


Kars Kaleiçi Mahallesi’nde, Evliya Camisi’nin avlusunda bulunan Hasan-ı Harakâni Türbesi, Selçuklulardan önce Anadolu’daki Oğuz Beylerinin yapmış olduğu savaşlarda şehet düşen Hasan-ı Harakani’ye aittir. Hasan-ı Harakani’nin mezarı XVI.yüzyılda bulunmuş ve Serdar Lala Mustafa Paşa tarafından 1579’da türbesi yapılmıştır. Bu türbeden ötürü de yanındaki camiye Evliya Camisi ismi verilmiştir. Hasan-ı Harakani Türbesi’nin çevresinde 21 adet mezar daha bulunmaktadır.

Türbe, 3.80x5.80 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Türbenin üzeri kubbe ile örtülü olup, bu kubbe dıştan çinilerle kaplanmıştır. Türbe duvarlarında 3 küçük pencere ve bir de giriş kapısı bulunmaktadır. Türbenin giriş kapısı üzerine kitabesi yerleştirilmiştir. Ayrıca türbe avlusunun girişinde de h.972 (1564) tarihli bir kitabe daha bulunmaktadır.


Celal Baba Türbesi (Merkez)

Kars, Kaleiçi Mahallesi’nde, Kars Kalesi’nin güneyinde, giriş kapısının arka kısmında bulunan türbe XII.yüzyılda Kars’ın istilasında şehit düşen Oğuz boylarından Celal Baba’nın mezarıdır.

Türbe kesme taştan yapılmış, üzeri çini örtülü bir kubbe ile kapatılmıştır. Sultan III.Murad zamanında Kars’ın imarı yapılırken bu türbeyi de Lala Mustafa Paşa onarmıştır. 1878 Rus İhtilali sırasında, Ruslar tarafından mezarı ve türbesi tahrip edilmiştir. Sonraki dönemlerde de türbe yeniden yaptırılmıştır.


Kars Tabyaları

Kars ve yöresi Ortaçağ’dan sonra Anadolu’nun doğuya açılan sınır kenti olmuş bu yüzden de çeşitli dönemlerde Anadolu’ya yönelik savaşlar bu bölgede olmuştur. Osmanlılar Anadolu’yu savunabilmek için bu bölgenin korunmasına önem vermiş, bundan ötürü de bir takım savunma tesisleri yapılmıştır. XVIII.yüzyıldan itibaren yörede bir çok tabya yapılmıştır. Özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşları ardından I.Dünya Savaşı sırasındaki doğudan gelen Rus ve Ermeni saldırılarını önlemek amacı ile bu tabyaların sayıları arttırılmıştır. Kars ilinde 23 tabya bulunmakta olup, bunlardan 14’ü büyük ölçüde tahrip olmuş ve 10 tanesi de iyi bir durumda günümüze ulaşmıştır.

Kars Tabyalarının belli başlıları; İnönü Tabyası, Karadağ Tabyası, Hafız Paşa Tabyası, Arap Tabyası, Gaziler Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Kanlı Tabya, Cenup Tabyası, Çukur Tabya, Fevzi Paşa Tabyası, Hüseyin Paşa Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Thomson Tabyası, Dik Tabya, Veli Paşa Tabyası, Şimendifer Tabyası, Çakmak Tabyası, Çifte Gögüs Tabyası, Muhlis Paşa Tabyası, Churcil Tabyası, Süvari Tabyası ve bugün üzerinde Veteriner Fakültesi’nin bulunduğu Çim Tabya’dır.

Bu tabyalardan İnönü Tabyası Kars’ın Dereiçi Mevkiindeki sırtta Sultan Abdülmecit zamanında 1848-1853 yılları arasında yapılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı-Rus, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır. Yaklaşık 250 kişiyi barındıran bu tabyanın bağlantı hendekleri bulunduğu gibi açık araziyi ateş altında tutacak koruganları bulunmaktadır. Aynı zamanda da Karadağ ile Arap Tabya arasında bir üçgen alanı oluşturmaktadır.

Kars il merkezindeki Atatürk Mahallesi’nde, tepede yer alan Arap tabya Sultan Abdülmecit zamanında 1848-1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Bu tabyanın 250 kişilik bir kapasitesi olup, burada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır. Tabyanın çevresi hendek ile çevrili olup, top ve makineli tüfek mevzileri burada bulunmaktadır. Tabyanın kışlası bulunduğu gibi çevresindeki İnönü ve Karadağ tabyaları ile birlikte çevreyi savunma olanağı çok yüksektir. Ayrıca tabyanın bir bölümü uçuruma dayandırılmıştır.



Karabağ Tabyası da Kars Atatürk mahallesi’nde bir tepe üzerindedir. Sultan Abdülmecit tarafından 1848, 1853 tarihlerinde yaptırılmıştır. Bu tabya da 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır. Tabya 250 kişilik olup, yöredeki en büyük tabyalardan birisidir. Arap ve İnönü Tabyaları ile birlikte bölgede en geniş savunma olanağını sağlamaktadır. Tabya içerisinde sığınak, kışla binası, süvari hendeği, mazgallar ve irtibat hendekleri bulunmaktadır. Bu tabyada Arap Baba olarak bilinen, Karadağ Muhafız ve Topçu Takım Komutanı M. Haşimi Kanevi'nin mezarı da bulunmaktadır. XX.yüzyılın başlarında bu tabya bir süre Ermeni Hapishanesi olarak kullanılmıştır.

Hafız Paşa Tabyası, Hafız Paşa Kışlası içerisinde olup, 1853 yılında Hafız Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı cereyan etmiştir. Tabya yaklaşık bir bölük, 70-80 kişi kapasiteli olup, 2 bölümden oluşmaktadır. Tabya içerisinde makineli tüfek yuvası ile bir de komuta yeri vardır. Günümüze bu tabyanın yalnızca kalıntıları gelebilmiştir.



Kerim Paşa Tabyası, Kars’ın Dereiçi mevkiinde Kerim Paşa tarafından 1854 yılında yaptırılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, yaklaşık bir bölük kapasiteli, 70-80 kişiliktir. Tabyanın kuzeyi uçurum ile sınırlandırılmıştır. Kışla binasının çevresi yüksek bir koruganla çevrelenmiştir. Dereiçi mevkiine hakim bir makineli tüfek yuvası bulunmaktadır.

Kanlı Tabya Kars’ın Bülbül Mahallesi’nde olup, 1722-1732 tarihlerinde yapılmıştır. Bu tabyada 1722 - 1732 Osmanlı - İran Savaşı, 1807 Osmanlı - Rus Savaşı, 1823 Osmanlı - İran Savaşı, 1828 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877-1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918-1920 Osmanlı-Ermeni savaşları yapılmıştır. İran Hükümdarı II.Tahmasb’ın Kars kalesi’ni kuşattığı sırada bir karargah olarak yaptırılmıştır. Osmanlı - Rus Savaşlarında (1827-1828) en çetin çarpışmalardan biri bu Tabya'da yapıldığından eski ismi Büyük Tabya iken, halk tarafından Kanlı Tabya olarak anılmıştır.

Kars’ın Karacaören Köyü’nün 500 m. kuzeydoğusunda bulunan Cenup Tabyası Sultan Abdülmecit zamanında, 1848-1853 tarihleri arasında yapılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı-Rus Savaşı, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı,1918-1920 Osmanlı-Ermeni Savaşı yapılmıştır. Tabya 200 kişi kapasiteli olup, iki bölümü hendekle çevrilmiştir. Tabyada makineli tüfek yuvaları bulunmaktadır. Kars’ın güney düzlüğüne hakim bir noktadadır.



Süvari Tabyası eski Kars-Erzurum yolunun sağında, Kars Çayı’nın kenarındadır. İran Hükümdarı II.Tahmasb tarafından yaptırılmıştır. Bu tabyada 1722 - 1732 Osmanlı - İran Savaşı, 1807 Osmanlı - Rus Savaşı, 1823 Osmanlı - İran Savaşı, 1828 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı – Ermeni Savaşı yapılmıştır.
Tabyanın mazgallı sığınakları olup, etrafı hendeklerle çevrilmiştir. Sığınağın mazgalı ve kapısı sağlam durumda olup, restore edilmiş ve turizme açılmıştır.



Hüseyin Paşa Tabyası Kars’ta Sultan Abdülmecit tarafından1848 - 1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, yaklaşık 200 kişiliktir.
Tabyanın içerisinde sığınak, kışla binası bulunmakta olup etrafı hendeklerle çevrilmiştir. Sekiz koruganı, 4 makineli tüfek yuvası bulunmaktadır. Günümüzde askeri amaçlı olarak kullanılmaktadır.



Veli Paşa Tabyası Kars’ta Çakmak Doğu Kışlası içerisinde bulunmaktadır. Tabya Veliyüddin Paşa tarafından 1854 tarihinde yapılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, 200-250 kişiliktir.
Hendeklerle çevrili olan tabya iki ayrı korugandan meydana gelmiştir. Tabyanın güneydoğusu uçurumdur. Tabyanın iki makineli tüfek yuvası bulunmaktadır. Günümüzde askeri amaçlı kullanılmaktadır.



Çakmak Tabya Çakmak Batı Kışlasının kuzeyinde bulunan bu tabya Sultan Abdülmecit tarafından 1848-1853 yıllarında yaptırılmıştır. Tabyada, 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır.
Tabya yaklaşık 200 kişilik olup, U şeklinde bir hendeği, beş koruganı ve 550 m. boyunda da ikinci bir hendeği ile 2 makineli tüfek yuvası, tabyanın güneydoğusunu koruyan bir başka makineli tüfek yuvası daha bulunmaktadır.



Williams Tabya, Çakmak Doğu Kışla içerisinde bulunmaktadır. Sultan Abdülmecit tarafından 1848 - 1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmış olup, bu tabya 200 kişiliktir.
Tabyanın içerisinde sığınak, kışla binası, tabyayı çevreleyen taş duvarlarla sağlamlaştırılmış hendekler, mazgallar ve iki makineli tüfek yuvası bulunmaktadır.



Muhlis Paşa Tabyası, Kars’ta Çakmak Doğu Kışla içerisinde bulunmaktadır. Sultan Abdulmecid tarafından 1848 - 1853 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Bu tabyada 1855 Osmanlı - Rus Savaşı, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı, 1918 - 1920 Osmanlı - Ermeni Savaşı yapılmıştır.
Tabya yaklaşık 200-250 kişiliktir. Tabyanın beş koruganı ve çevresinde hendekler bulunmaktadır. Güneydoğusu uçurumdur. Günümüzde askeri amaçlı kullanılmaktadır.

Kars Kaplıcaları

Akyaka Kaplıcaları (Akyaka)

Kars ili Akyaka ilçesinin 1 km. doğusunda bulunan Akyaka Kaplıcaları, açık hava havuzu şeklindedir. Bu nedenle de yaz aylarında kullanılmaktadır. Kaplıca suyunun romatizma, sinir ve deri hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.


Susuz Kaplıcaları (Susuz)

Kars Susuz ilçe merkezinin 2 km. yakınında bulunan bu kaplıca, dere içerisinde ve üzeri açık bir kaplıcadır. Bu kaplıcanın suyu sıcaktır. Kaplıca suyunun romatizma, sinir ve deri hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.


Kağızman İçmesi ve Kötek Kaplıcası (Kağızman)

Kars-Kağızman yolu üzerinde, il merkezine 65 km. uzaklıkta morpet boğazında bulunan içme suyunun, hazımsızlığa çok iyi geldiği söylenmektedir. Ayrıca Kötek Kapalı Kaplıcaları da cilt hastalıkları ile romatizmal hastalıkların tedavisinde etkili olup, suyu oldukça sıcaktır.


Dölbentli Köyü Kaplıcası (Selim)

Kars Selim ilçesinin Dölbentli Köyü’nde bulunan bu kaplıca ile ilgili bir söylence bulunmaktadır. Buna göre; bu kaplıca suyu içerisinde yaşayan balıkların sırtlarındaki yara izlerinden, bunların daha önce şehit olmuş kişiler oldukları söylenmektedir. Ayrıca bu balıklar ürememekte, sayıları da artmamaktadır. Bu balıklar başka sularda yaşayamadıkları gibi avlanmaları da halk arasında günah sayılmaktadır. Kaplıca suyunun başta romatizma olmak üzere çeşitli hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir.